Kumdan Kale Hayatlar


Nicel dünyanın içinde sıkışıp kalmışken kendimizi sürekli olarak mala, mülke, maddiyata pek de önem vermediğimize ikna etme çabası içerisindeyiz. Bu çabanın motivasyonu ne yazık ki çoğu zaman niteliğe dönmek ve asıl kıymetli olanı ön plana almak değil de, maddiyat elden gidince karşılaşacağımız olası çöküşü hafifletmek sanki.

Biz sevgiye, huzura kucak açmaya çalıştıkça, her geçen gün çevremizde değişen ve gelişen dünya bize hayatta kalmanın yolu olarak elle tutulur olanları gösterir gibi. Her geçen gün sahip olduğumuz nicelikleri artırmaya çalışır gibiyiz, çünkü hayat sanki bizi bu nicelikler bazında yarıştırıp duruyor birileriyle.

Basit yaşama arzusundayken kendimizi birden yükselme hırsı içerisinde buluyoruz veya yeni bir ev, yeni bir araba, yeni bir kıyafet arayışında kayboluyoruz ansızın.

Sahip olduklarımız yakamıza yapışıyor, kaybetme korkusunun ötesinde “daha da fazlasına” sahip olamama korkusuna kapılıyoruz, eksik hissediyoruz, birilerinin gerisinde kaldığımıza inanıyoruz, maddiyatta, nicelikte ulaşmamız gereken çitayı her geçen gün yükseltiyoruz.

Kumdan bir kaleyi gökyüzüne eriştirmek ister gibiyiz. Dalgaların erişemeyeceği bir yer bulduk sanıyoruz, yükselttikçe yükseltiyoruz kalenin duvarlarını, oysaki kalenin yapılabileceği yer, kıyıya yakın olmalı. Kıyıya yakın bir kale de, daima her zamankinden biraz daha şiddetli bir dalganın tehdidi altındadır. Sonuçta kum taneleri elle tutulabilir, gözle görülebilir, yani kale niceldir ve eksilebilir, yıkılabilir, hatta belki de kaleden eser kalmayabilir. Kalıcı olan niteldir, niteliktir.

Kurduğumuz hayallerin kumdan inşa edilmediğine dönüp de bir bakabiliriz belki veya birilerinin hayallerini süslüyorsak, o hayale bir kumdan kale olarak ortak olup olmadığımızı yoklayabiliriz.

Çünkü ne biz birilerinin hayatlarında yalnızca fiziksel bir varlık olarak var olmalıyız, ne de bir başkası bizim hayatımızda ilk dalgada eriyip gitme tehdidiyle ürpermeli.

İlişkilerin dahi nicel temellere oturtulmaya başlandığı şu günlerde, ihtiyaçlarımıza kulak asan, sesimize özlem duyan, bizden ona akan duyguları seven, olduğumuz halimizle bizi kabul eden, varlığımıza koşullar koymayan insanlar olsun çevremizde ve biz de birilerinin hayatında “o insan” olalım.

Niceliklerin kalabalığından kurtulduğunda, bu hayatın manzarası çok daha güzel.

  • Grey Twitter Icon