Psikolojik Destek, Neden ve Ne Zaman?


Psikolojik yardım arayışı, birçoğumuz için dile getirilmesinden kaçınılan bir durum olarak algılanmakta. Birilerine psikoloğa, psikolojik danışmana gittiğimizi veya psikolojik desteğe ihtiyaç hissettiğimizi söylemeye çekiniyoruz. Bunu söylediğimiz anda karşı tarafın zihninde canlanmasından korktuğumuz bir takım düşünceler var gibi:

"Sorunlu biri olduğumu düşünecek."

"Akli dengemden şüphe edecek."

"Zayıf biri olduğumu düşünecek."

"Kendi başımın çaresine bakamadığımı düşünecek."

"Küçücük meseleleri büyüttüğümü düşünecek."

Bunlara benzer düşünceler çoğu zaman bizi yardım arayışımızdan vazgeçirebilir ve hatta kendi kendimizi böyle bir yardıma "çok da ihtiyacımızın olmadığına" ikna edebiliriz.

Psikolojik yardım alıyor olmanın, olduğumuz kişiye olumsuz sıfatlar ekleyeceği yanılsaması içerisinde olabiliyoruz. Yardım aldığımızı öğrendiklerinde insanların bize farklı bir gözle bakma ihtimalinden şüphe ediyoruz. Hatta biraz daha abartı durumlarda psikolojik yardım alan kişilerden "aman uzak dur ondan, o zaten psikoloğa falan gidiyormuş." şeklinde bahsedildiğine de şahit oluyoruz.

Başkalarının bizim kararlarımız, ihtiyaçlarımız ve davranışlarımızla ilgili ne düşündüğü bazılarımız için pek de önemli olmazken, bazılarımız hayatı bu düşüncelere göre yaşayabiliyorlar.

Psikolojik yardıma ihtiyaç duyma konusunda ise, eğer ki kişi psikolojik destek aramanın grip olduğumuzda doktora gitmekle benzer bir durum olduğunun farkındaysa, başkalarının bu konuya ilişkin ne düşündüğü çok da önemli olmayabiliyor.

Ancak eğer ki psikolojik yardıma ihtiyaç hissettiğimizi kabul etme noktasında biz bir sıkıntı çekiyorsak, o noktada başkalarının ne dediği de bizim için daha önemli bir hale gelebiliyor.

Kısacası biz psikolojik yardım arayışına ne tarz bir tepki verirsek verelim, konu her zamanki gibi dönüp dolaşıp bizim konuya ne şekilde baktığımıza, konuya ilişkin inançlarımıza geliyor. Dolayısıyla başkalarının ne düşündüğü veya ne düşüneceğinden ziyade diğer birçok konuda olduğu gibi psikolojik destek alma konusunda da kendi düşüncelerimizi incelememizde fayda var.

Şu bir gerçek ki "Psikolojik yardım almam gerekiyor" cümlesini kurabilmemiz oldukça uzun zaman alabiliyor. Bu cümleyi kurabilmek için hayatımızın artık içinden çıkılamayacak sorunlarla dolmasını, günlük hayatımızın akışının bütünüyle bozulmasını bekliyoruz. Son ana kadar böyle bir yardıma başvurmayı gereksiz görüyoruz. Hâlbuki psikolojik destek ihtiyacını hayatımızın her noktasında hissedebiliriz.

Bu ihtiyaç illa ki ortada "sorun" olarak adlandırabileceğimiz bir durum olduğunda açığa çıkmak zorunda değil. Öyle anlar yaşarız ki ne biz ne de çevremiz herhangi bir "sorunun" varlığını tanımlayamaz durumda kalırız ancak ortada bir "farklılık" söz konusudur.

Her zamankine göre biraz daha stresliyizdir, biraz daha keyifsiz görünüyoruzdur, son zamanlarda duygusallaştığımıza ilişkin geribildirimler alıyoruzdur ve biz de gün içerisinde bu "daha stresli", "daha duygusal" halimizin etkilerini ufak ufak hissediyoruzdur. Bunlar elbette geçici, dönemsel değişimler de olabilir, ancak kökeninde daha ciddi ihtiyaçlarımız da yatıyor olabilir.

Buna benzer olarak yakın çevremizin bizimle ilgili "sorun" olarak nitelendirdiği bir durum söz konusudur ancak bizim için ortada herhangi bir problem, bir ihtiyaç durumu söz konusu değildir. Başkalarının bizimle ilgili her olumsuz geribildirimi bizde bir problemin olduğunu elbette ki göstermez. Fakat özellikle yakın çevremizden belli konularda benzer geribildirimler almaya başladıysak ve çevremizdeki insanların yavaş yavaş bizden uzaklaşmaya başladıklarını da hissediyorsak, bu durum kendimize daha yakından bakmamızın gerektiğine işaret ediyor olabilir.

Bu tarz olaylar ister istemez yaşam kalitemizi düşürür, biz bir şeyleri farklı yapmadıkça veya kendimize biraz daha yakından bakıp neyi neden yaptığımızı sorgulamadıkça bu düşüş hız kazanır.

Yardıma ihtiyacımız olduğunu ise ancak bir ilişkimiz bitme noktasına geldiğinde, bir kere daha işimizde tutunamadığımızda, öfke patlamaları, kaygı atakları geçirmeye başladığımızda, yoğun duygularımızla baş edemez hale geldiğimizde kabul edebiliriz. Oysaki psikolojik destek, olayların bu noktaya ulaşmasını önleyici bir işlev de gösterebilir. Hayatımızı daha bilinçli, daha farkındalıklı yaşayabilmemizi, olayların kriz boyutuna ulaşmadan daha sağlıklı yollardan çözümlenebilmesine olanak tanıyabilir.

Sırasıyla bakacak olursak;

Kendi davranışlarımıza, düşüncelerimize bize oldukça geçerli görünen gerekçeler sunabiliyoruz. Örneğin, hiçbir işte tutunamıyorsak, her girdiğimiz işten belli bir süre sonrasında yakınmaya başlıyorsak ve bunun için sürekli olarak iş yerini, kişileri, yönetimi suçluyorsak bu durum hayat kalitemizin önemli ölçüde düşmesine sebep olabilir ve biz sürekli olarak kendimizden hariç kişileri suçlamaya devam ettiğimiz için bu döngünün içerisinden çıkamayabiliriz.

Bu noktada kendimizle ilgili farkındalığımızın eksik olduğu söylenebilir. Her girdiğimiz ortamda benzer sorunları yaşıyor olmamız, o ortama o sorunu belki de bizim taşıyor olabileceğimizi düşündürür ve psikolojik yardım sürecinin bu noktada devreye girmesi oldukça işlevseldir.

Bu yalnızca bir örnek, aynı tarzda problemleri romantik ilişkilerimizde de yaşıyor olabiliriz. Kendi davranış biçimimizin hatalı olduğuna ilişkin dışarıdan geribildirim almış olsak bile, partnerimizin bir takım davranışları sonucunda bizim de böyle bir yol izlemeyi tercih etmek "zorunda kaldığımızı" öne sürüp, kendi hatalı davranışımıza çok etkili bahaneler yaratabiliriz. Ancak bu davranışımız bizi ve partnerimizi yormaya, ilişkimizi zedelemeye başladıysa, kendimizce sunduğumuz gerekçelerimiz her ne olursa olsun artık kendi davranışlarımızın altında yatan bize ait gerekçeleri araştırmamızın vakti gelmiş demektir.

Kendimize yabancılaştığımızda, neyi neden yaptığımızı ayırt edemediğimizde çoğu zaman bunun geçici bir dönem olduğuna kendimizi inandırır veya bu değişimi kontrolümüzde olmayan başka sebeplere bağlayarak çok fazla üzerinde durmamaya çalışırız.

Eleştirilere tahammül eşiğimiz düşmüş olabilir ve bunu iş yerindeki, okuldaki stresli anlarımıza atfederiz, daha duygusal bir insana dönüşmüşüzdür, bunu yaşımızın ilerlemiş olmasına atfederiz, daha inatçı veya daha otoriter bir hale gelmişizdir, bu durumu yaşam koşullarının artık bunu gerektirdiğine bağlarız, buna benzer olarak çevremizden "değiştiğimize" ilişkin aldığımız geribildirimlere "artık böyle olmaya karar verdim", "demek ki bundan sonra böyleyim, beni böyle kabul edin" şeklinde tepkiler verebiliriz.

Peki, durum gerçekten sandığımız kadar basit mi? Yalnızca işteki stresli durumlar sebebiyle mi bu kadar tahammülsüz bir hale geldik veya yaşımız sebebiyle mi eskiden nötr kalabildiğimiz durumlarda gözlerimiz dolmaya başladı?

Yaşadığımız olaylar ruhumuzda izler bırakır ama derin ama yüzeysel, bir şekilde bize bir miras kalır deneyimlerimizden. Çocukluktan taşıdığımız yaralarımızın nerede, ne zaman, ne sonucunda açığa çıkacağını bilemeyiz.

Biz yaşadığımız sıkıntıların kaynağını güncel durumlarda ararken ve bu sorunun mevcut durum sonlandığında biteceğine kendimizi ikna etmeye çabalarken yaramız giderek derinleşebilir.

Buna benzer olarak, bir takım travmatik yaşantılar ve kayıplar her ne kadar bize "geldi, geçti" şeklinde görünse de "geçmemiş" olabilir.

Atlattık sandığımız durumlar, kendisini bize farklı biçimlerde gösterebilir.

Gelip geçtiğini düşündüğümüz olaylar, eğer ki zamanında yeterince ilgilenilmediyse, bize kendisini tekrar tekrar hatırlatabilir.

Dolayısıyla kendimize farklı gelen davranışlarımız, düşüncelerimiz söz konusuysa ve çevremizden benzer geribildirimleri belli bir sıklıkta almaya başladıysak zihnimizde bizden habersiz nelerin dönüp durduğuna bakmak üzere psikolojik destek almamız oldukça yararlı olabilir.

Bazen yalnızca birisinin bizi yargılamadan, bölmeden, yalnızca anlama çabasıyla dinlemesine de ihtiyaç hissedebiliriz. Günümüz şartlarında bunu birbirimize gerektiği şekilde sağlayamaz olduk. Dolayısıyla bir zaman sonra bu anlatılamamış gerginlikler, hüzünler, kararsızlıklar zihnimizde birikmeye başlar ve bu nokta da, yine psikolojik destek almamızın gerektiğine işaret eder.

Kendi düşüncelerimizde boğulduğumuzu hissettiğimizde, etrafımızdaki insanlara ters gelebileceğini düşündüğümüz bir takım düşüncelerimizin, duygularımızın baskısını hissettiğimizde, almamız gereken bir takım önemli kararlar varsa ve önceliklerimizi belirlemekte zorlanıyorsak yine psikolojik destek alabileceğimiz bir durum içerisindeyizdir.

Çünkü aslında hepimiz anlatma ve anlatırken keşfetme ihtiyacı hissederiz. Psikolojik desteğe bu ihtiyaç da dahildir.

Kendimize tahammülümüzün kalmadığı, hatalarımıza veya sevmediğimiz yanlarımıza şefkat duymakta zorlandığımız anlarda yine psikolojik destek arayabiliriz, tahammül edemediğimiz yanlarımızın kaynaklarını keşfedebilir, sivri yanlarımızı törpüleyebilir, kalanları yine psikolojik yardım yoluyla kabul etmeyi öğrenebiliriz.

Dışarıdan her şeyin "mükemmel" göründüğü bir hayatın içinde bocaladığımızı hissettiğimizde, etraftakilerin "senin hiçbir problemin yok", "sana rahat battı sanırım" şeklindeki söylemlerine kulak tıkayarak yine psikolojik yardım arayışını tercih edebiliriz.

Her ne kadar dışarıdan bütün ihtiyaçlarımız karşılanıyor görünse de bizim hangi yaramızın, ihtiyaçlarımızın karşılanmasını engellediğini kimse bilemez. Dışarıdan oldukça sevgi saygı gören biri olarak görünsek dahi, belki de bizim sevgiyi algılayış şeklimiz farklıdır ve bir türlü gerçek anlamda hissedemediğimiz sevginin eksikliği içimizi acıtıyor olabilir.

Psikolojik yardımın sağladığı şey, anlık rahatlama değildir veya psikolojik yardım bize nihai mutluluğu vaat etmez. Anlık mutlulukların peşinde koşmaktan farklı olarak, hayatın getirdiği zorluklarla, önümüze çıkardığı engellerle daha sağlıklı yollardan baş edebilmeyi öğreniriz.

Bir psikolojik danışmanla çıktığımız yolculukta kendi hikayemizin gerçeklerini keşfederiz, bu gerçeklerden beslenerek yoluna koyarız bir şeyleri. Bahanelerden uzak, kendi hayatımızı gerçeklerimizle yüzleşerek yaşarız.

Unutmamak gerekir ki en zor olan krize müdahale, krizden günlük akışa dönmektir. İşlerin kriz boyutuna ulaşmasını beklemeden kendimizle ilgili bir şeylerin bir şekilde yolunda gitmediğini hissediyorsak eğer, yardım aramaktan çekinmemeliyiz. Bu soğuk algınlığımızın bizi yataklara düşürüp günlük hayatımızı sekteye uğratmaması için doktora gidip önleyici bir muayeneden geçmekten çok da farklı değildir.

En iyi versiyonumuzu yaşamak, hayatımızı olabilecek en kaliteli haliyle deneyimlemek bizim sorumluluğumuzda. Bu sebeple nasıl ki yediğimize içtiğimize dikkat ediyoruz, fiziksel sağlığımızı korumaya özen gösteriyoruz, aynı şekilde ruhumuzun ihtiyaçlarına da dikkat kesilmeliyiz.

Fizyoloji ve psikoloji bir bütün ve birbirlerini bizim düşündüğümüzden çok daha fazla etkileyebiliyorlar.

Bu sebeple ruhunuza iyi bakın, sağlıcakla kalın!

*Konuya ilişkin olarak aşağıdaki konuşmalara da bir göz atmak isteyebilirsiniz:

Ferhat Aydın "Sence Ben Normal Miyim?"- TEDxİzmir

https://www.youtube.com/watch?v=P3sSwQ6iw9I

Guy Winch "How to practice emotional first aid"- TED

https://www.youtube.com/watch?v=F2hc2FLOdhI&t=1s

*Psikolojik yardım arayışına ilişkin bir bilincin oluşturulması ihtiyacına ışık tuttuğu ve yazının oluşum sürecinde verdiği geribildirimler için çok kıymetli arkadaşım Avukat Sinem Top'a teşekkür ederim.

  • Grey Twitter Icon