Sandığım Kadar Yetersiz Miyim?


  • İş veya okul arkadaşlarınızdan daha yetersiz olduğunuzu düşünüyorsanız,

  • Performans sergilemenizin gerektiği herhangi bir aktivite öncesi muhakkak hazırlık yapma ihtiyacı hissediyorsanız,

  • Yaptığınız bir hata sonrası diğer insanların bu hatayı asla unutmayacakları düşüncesine kapılıyorsanız,

  • Sosyal ortamlarda geriliyorsanız ve sanki herkes size bakıyormuş gibi hissediyorsanız,

  • İnsanların sizin belli bir işteki performansınızla ilgili olumsuz anlamda konuştuğuna inanıyorsanız,

  • Akranlarınızla aranızdaki başarı açığını kapatmak için hep daha fazla çalışma ihtiyacı hissediyorsanız,

  • En küçük bir hata sonrasında dahi kendinizi "yeteneksiz, başarısız" olarak etiketliyorsanız,

  • Etrafınızdaki insanların size olan güvenini boşa çıkartmaktan fazlasıyla korkuyorsanız ve çoğu zaman aslında bu güveni hak etmediğinizi düşünüyorsanız,

Yetersizlik hissinin, hayat kalitenizi düşürmeye başladığı bir noktada olduğunuz söylenebilir.

Her insanın kendini belli konularda ve belli ortamlarda eksik veya yetersiz hissettiği anlar olabilir.

Herkesin farklı farklı ilgi ve yetkinlik alanlarının olduğu düşünüldüğünde, bu durum oldukça olağan ve hatta kaçınılmazdır.

Örneğin, hiçbir fiziksel etkinlikte bulunmayan, ancak müzik alanında yetenekli ve kendini geliştiren biri, arkadaşlarıyla katılacağı fiziksel bir aktivitede daha düşük bir performans sergileyebilir.

Yetersizlik hissinin bir problem olarak ele alınıp alınmayacağı, kişinin bu düşük performansa verdiği tepkiye göre belirlenir.

Eğer, akranlarımızdan geride kaldığımız bir aktivite sonunda, bizim için işin bütün eğlencesi kaçıyorsa ve anında, bir dahaki sefere nasıl daha iyi performans sergileyebileceğimizi düşünmeye başlıyorsak, bu durum kimi zaman kaçınılmaz olan başarısızlıkları ve eksiklikleri tolere edemediğimiz anlamına gelebilmektedir.

Bu duygu,

İş yerinde ciddi bir performans değerlendirmesi sonrasında açığa çıkabilirken, arkadaşlarımızla basit bir masa oyunu oynarken de bizi etkisi altına alabilir.

Zaten yapıcı değil de yıkıcı bir duygu olarak yaşanmasının bir sebebi de budur.

Kendimizi geliştirmek istediğimiz belli bir alana yönelik yetersizlik duygusu, bizi motive edebilir ve verimli bir çalışmaya yönlendirebilir.

Ancak,

Bu yazının konusu olan, kendimize ilişkin genel bir yetersizlik hissi, bizim, sanki çevremizdeki herkesin bize rakip olduğu, sonsuz bir yarışmanın içinde sıkışıp kalmışız gibi hissetmemize sebep olabilmektedir.

Peki, bu tarz bir duyguyla boğuşurken sıklıkla kullandığımız uygun olmayan başa çıkma yöntemleri nelerdir?

  • Her an her türlü aktiviteye hazırlıklı olmak için çabalamak

  • Eksik hissettiğimiz her alanda açığı kapatmak için aşırı efor sarf etmek

  • Yetersiz hissetme ihtimalimizin olduğu ortamlara girmemek

  • Sadece kendimizi başarılı ve üstün hissedebileceğimiz arkadaş ortamlarına dahil olmak

  • Yetersizlik hissini görmezden gelmek ve umurumuzda değilmiş gibi davranmak

  • Eksik hissettiğimiz aktiviteleri ve durumları küçümsemek

  • Başarısızlığımıza türlü bahaneler bulmaya çalışmak

  • Başarısız olduğumuz bir etkinlik sonrası, hemen iyi olduğumuzu düşündüğümüz bir özelliğimizi sergileyerek başarısızlığımızı telafi etmeye çabalamak

Yukarıdakilere benzer yöntemleri kullandığımız sürece, gerçek kimliğimizden giderek uzaklaşmaya ve aslında içten içe kendimizi hep daha yetersiz hissetmeye başlarız.

Peki, bu yetersizlik hissinin kaynağı neler olabilir?

  • Eleştirel ebeveynler, çocukluğumuzdan bu yana yetersizlik ve eksiklik hissinin hayatımıza hakim olmasına sebep olabilmektedir.

Mizaçlarımızdaki farklılığa göre,

Kimimiz bu eleştiriler sonucunda eksik olunan alanlara çok fazla odaklanıp, kusursuzluğu kovalarken,

Kimimiz "yetersiz" etiketini kabullenerek, başarısız olma ihtimalinin olduğu alanlardan kaçmayı tercih edebilir.

  • Erken yaşlardaki rekabetçi arkadaş ortamı da bu duygunun gelip yerleşmesinde etkili olabilmektedir.

Eğer, temelden gelen bir kendine güven duygusu geliştiremediysek, rekabetçi arkadaş ortamı ve yine rekabete dayalı okul ortamı da zamanla kendimizi "diğerlerinden daha başarısız" olarak görmemize ve bu yetersizlik duygusunu hayatımızın diğer alanlarına da genellememize sebep olabilmektedir.

  • Yeteneklerimizi ve potansiyelimizi açığa çıkarabilecek ortamlardan mahrum kalmak da, yine eksiklik duygumuzu pekiştirebilecek faktörler arasındadır.

Eğer, iyi olduğumuzu düşündüğümüz herhangi bir alan keşfedemediysek ve aktif olduğumuz her alanda, en fazla vasat düzeyde bir performans sergileyebiliyorsak, bu da zaman içerisinde özgüvenimizin zedelenmesine ve kendimize ilişkin beklentilerimizin oldukça alt seviyelere düşmesine sebep olabilir.

Sonuç olarak, her insanın eşsiz ve biricik olduğu gerçeğinden uzaklaşarak, kendimizi eksik ve özelliksiz bir birey olarak görmeye başlama ihtimalimiz yüksektir.

Nasıl baş edebiliriz?

  • Öncelikli olarak, kendimize yapıştırdığımız etiketin geçerliğini sorgulayabiliriz.

Gerçekten sandığımız kadar yetersiz miyiz?

Bize yetersiz olduğumuzu düşündüren gerekçeleri sıralamak ve sonrasında bu gerekçelerin karşı kanıtları üzerine düşünmek işlevsel olabilir.

Örneğin, akademik anlamda arkadaş çevremiz kadar iyi bir eğitim almamış olabiliriz ve bu durum, arkadaşlarımızla ne zaman bir etkinliğe dahil olsak, kendimizi onlardan daha eksik hissetmemize sebep olabilir. Sonuç olarak, ismimizin önüne sabit bir "yetersiz" sıfatı ekleyebiliriz.

Peki, bu ne derece geçerli bir sıfat olurdu?

Olduğumuz kişinin bütününe baktığımızda, aldığımız eğitim bizim eksik olarak tanımlanmamızda tek başına yeterli mi?

Bazı küçük anlar yaratıp, kendimize, aslında oldukça memnun olduğumuz yanlarımızı hatırlatmak işlevsel olabilir.

Eğer oluşturduğumuz listede hiçbir karşı kanıt bulamadığımız maddeler varsa;

Belli bir süre, belli bir düşünceye inanmak ve belli bir duyguyu deneyimlemek, o düşünce ve duygunun gerçek hale gelmesine sebep olabilir.

Örneğin,

Eğer, kendimizi bir eş olarak yetersiz görüyorsak ve bu sebeple sevgilimizin bizi bir gün terk edeceği düşüncesine saplanıp kaldıysak, zaman içerisinde hareketlerimiz de bu düşünce etrafında şekillenmeye başlar.

Yetersizliğimize inanıp ilişkideki rolümüzü küçültürüz, terk edileceğimize inanıp, terk edilmemek için aslında hiç davranmayacağımız şekillerde hareket etmeye başlarız ve sonuç olarak gerçekten terk edilme ihtimalimizi yükseltiriz.

Yoğun yetersizlik duygusu, bizi kendimizi geliştirme hevesinden, iyi olabileceğimiz alanları bulmaya yönelik arayışlardan vazgeçirebilir. Sonuç olarak, zaman içerisinde kendimizi "yetkin" hissedebileceğimiz alanlardan mahrum bırakmış oluruz.

Bu noktada, pasif bir hale gelmemizin, hayatımızda yarattığı olumsuz etkiyi fark ederek, yetkin olabileceğimiz, kendimizi iyi hissedebileceğimiz alanları keşfetmek üzere harekete geçmekte fayda var.

  • "Yeterli" olma duygumuzu sürekli olarak dışsal faktörlere bağlıyorsak eğer, sabit bir "olumlu benlik algısı" oluşturmak üzerine biraz düşünebiliriz.

Bir ortama girdiğimizde, kendimizi ortamdaki kişilere kabul ettirmek için başarılarımızdan, yüksek hedeflerimizden vs. bahsetme ihtiyacı hissediyor olabiliriz.

Ya da

Bir yüksek lisans programına kabul edilmemin ardından bir kaç ay kendimizi oldukça başarılı hissedebilir ve kendine güvenen bir birey görüntüsü çizebiliriz. Ancak bir müddet sonra hemen yeni bir başarıya, gözle görülür, elle tutulur bir "yeterlilik belgesi"ne ihtiyaç duyabiliriz.

Bu gibi durumlarda yetersizlik duygusuna maruz kalmamak için sürekli bir basamak çıkma telaşına kapılıp gideriz. Ancak, bir üst basamağın varlığının, bizim bulunduğumuz basamağın değerini azaltmadığının farkında değilizdir.

Olduğumuz halimizin, bize neden bir türlü yetmediği üzerine düşünebiliriz.

Her zaman olduğu gibi anahtar çözüm,

duygularımızı ve düşüncelerimizi önce kabul etmek,

sonra mevcut duruma uygunluğunu tartışmak

ve

çelişkili bir durum yakaladığımız noktada, bu duygu ve düşüncelerin oluşumuna katkı sağlayan, bize dair faktörleri çocukluğumuzu da işin içine katarak araştırmak.

  • Grey Twitter Icon