Terk Edilme Korkusuyla Nasıl Baş Edebiliriz?


Terk edilme korkusu çok dillendirilmemekle birlikte, yakın ilişkilerimizde bir çoğumuz tarafından sıklıkla yaşanan bir duygudur ve herkesin bu duyguyla baş etmek üzere kendince bir takım çözümleri bulunmaktadır.

Bu korkuyla sağlıklı yoldan nasıl baş edebileceğimizi konuşmadan önce biraz baş etmeye çabalarken sıklıkla düştüğümüz hatalardan yani neleri yapmamamız gerektiğinden bir kaç örnekle bahsedelim.

1. Terk edilmemek adına, bütün enerjimizi, zamanımızı sevgilimize ayırmak, kendimizi ilgi alanlarımızdan, arkadaş çevremizden mahrum bırakmak.

- Bu durum yalnızca terk edilme sinyallerine karşı daha tetikte olmamıza ve sevgilimizden ayrı geçireceğimiz zamanlara ve uzaklığa karşı tahammülümüzün giderek daha da azalmasına sebep olmaktadır. Sosyal desteğin ve ilgi alanlarının kaybı, her geçen gün kendimizi sevgilimize daha bağımlı hissetmemize sebep olabilmektedir. İhmal edilen arkadaşlıklara ve aktivitelere bir göz atmakta fayda var.

2. Aldatılma ihtimallerini en aza indirmek adına sevgilimizi sürekli takip etmek, kısıtlamak.

- Bu durum karşımızdaki kişinin bizden ve ilişkiden uzaklaşmasına neden olabilmektedir. Buna ek olarak sevgilimizi kısıtladığımız alan arttıkça, tehdit olarak algılayabileceğimiz durumların sayısı da aynı ölçüde artmaktadır ve bunun sonucu olarak biz, her defasında sevgilimizi biraz daha kısıtlama ihtiyacı hissedebilmekteyiz. Örnek olarak, her akşam sevgilimizin evde olduğundan emin olmak amacıyla sesini duyma ihtiyacı hissediyorsak ve bu talebimiz her defasında karşılanıyorsa, her akşam bu kanıta ihtiyaç duymaya devam ederiz ve sevgilimiz bu talebi karşılayamayacak bir durumda olduğunda aşırı tepki verme potansiyelimiz yüksektir. Bir yerden sonra sesini duymak bizi rahatlatmamaya başlayabilir ve biz fotoğraf talebinde, görüntülü konuşma talebinde bulunabiliriz. İnanmak için her defasında biraz daha fazlasına ihtiyaç duyarız ve ilişkinin çıkmaza girdiği bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.

3. Terk edilmeyeceğimizden emin olmak için sevgilimizin sevgisini ve ilgisini sürekli sorgulamak.

- Bu durum, bizim ilişkideki kırılganlığımızın artmasına sebep olabilmekte ve en ufak bir eleştiride kendimizi sevilmeyen ve değersiz bir eş olarak görme ihtimalimizi artırabilmektedir. Sonuç olarak onaylanma ve takdir görme ihtiyacımız her defasında biraz daha artmakta ve sevgilimiz bize sevgisini ve ilgisini gösterme yönünde yetersizlik yaşayabilmekte, ilişki olumsuz yönde etkilenebilmektedir.

4. Terk edilme korkumuzu belli etmemek adına ilgisiz ve soğuk durmak.

- Korkumuzu yansıttığımızda karşılaşabileceğimiz tepkiden kaçınma yolu olarak kimi zaman bu korkuyu hiç yaşamıyormuş gibi davranma çabasında olabiliyoruz ancak bu durum karşı tarafta ilişkimize değer vermediğimiz izlenimini bırakabilmektedir.

Bu dört maddedeki temel mantık, terk edilmemeyi garanti altına almaya çalışmak, terk edilme ihtimali karşısında her an hazır bulunmak veya terk edilme korkusunu bastırmak üzerinedir ve bu mantık doğrultusunda sergilenen her davranış, ilişki doyumumuzu olumsuz yönde etkileme potansiyeline sahiptir.

Peki, böyle bir durumda neler yapılabilir?

Öncelikle eğer bu tarz bir korkumuz varsa, sevgilimizin, eşimizin davranışlarını değiştirmeye çalışmanın, sağlıklı bir yol olmadığını söyleyebiliriz. Biz karşı tarafın ne yaptığına ya da yapmadığına değil, bizim tarafımızda neler oluyor ona bakalım...

Bize terk edileceğimizi hissettiren durumların gerçekçiliğini araştırmak başlangıç için uygun bir yol olabilir. Örneğin mesajımıza geç cevap geldiği bir anda eğer olabilecek en karamsar senaryolar içerisinde boğuşuyorsak öncelikle bunu fark etmemiz ve aklımızdan geçen düşünceleri bir an durdurup, bu düşüncelerin gerçeğe ne kadar yakın olduğunu değerlendirebiliriz. Sevgilimizin meşgul olması vs. şeklindeki olumlu ihtimalleri düşünmek ise bir sonraki adımımız olabilir.

Sadece mevcut ilişkimizde değil, önceki ilişkilerimizde de aynı korkuları yaşayıp, aynı şekilde davranma eğilimimizin olup olmadığını değerlendirebiliriz. Hangi anlarda, ne tarz kişilerle birlikteyken bu korkuyu yaşadığımızı incelemek bize bir çıkış yolu gösterebilir.

Sevgilimizin bizi onaylaması, takdir etmesi yönünde bir çabamız varsa ve bu çaba sayesinde terk edilmediğimize inanıyorsak, bir kısır döngünün içerisindeyiz demektir. Çünkü çabalamaktan vazgeçip sadece "kendimiz olarak kaldığımızda" ilişkideki yerimizin nasıl olacağını asla bilemez bir haldeyizdir. Ve bu uzun vadede yorgunluğa, tükenmişliğe ve sonuç olarak sevgilimize yönelik yoğun bir öfke duymamızla sonuçlanabilir. Bırakalım sadece kendimiz olduğumuzda karşı taraf bize ilişkide nasıl bir değer veriyor.

Terk edileceğimize, sevilmediğimize, eksik ve yetersiz olduğumuza yönelik yoğun bir duygunun içine sıkışıp kaldığımız anlarda, bir durup bu duyguyu ilk defa ne zaman hissettiğimize bakabiliriz. Belki de cevabını ve çözümünü mevcut ilişkimizde aradığımız soru, çocukluk yıllarımızdan çıkıp gelmiştir.

Diğer hiçbir ilişkimizde bu korkuyu hissetmediysek, sevgilimizin diğerlerinden farkı üzerine düşünüp, bizim korkumuzu neyin tetiklemiş olabileceğini inceleyebiliriz. Belki de mevcut ilişkimizin, karşımızdaki kişinin hassasiyetlerimizi ortaya çıkaran bir yanı vardır. Artık bu hassasiyetlerle, çocukluktan getirdiğimiz yaralarımızla çalışmanın vakti gelmiş demektir.

Sevgilimizin bizi terk etmek gibi bir kararı, isteği varsa onu bu kararından vazgeçirmek için yaptığımız her şeyin, terk edilme sürecimizi hızlandırması yüksek ihtimaldir. Buradaki püf nokta "bu korkunun önüne geçmek için her ne yapıyorsak onu yapmamak".

Bir sonraki yazı "Romantik İlişkilerimizdeki Yüksek Standartlarımız"

  • Grey Twitter Icon